25/9/2006 - yine ben...ben yeniden...
Günlerdir yağmur yağıyor bu şehre...
Hem de ne yağmur...
Hele cuma günü...
Şehrin bi ucundan diğerine gitme zorunluluğum, ayaklarımda babetler, üzerimde tişört olmasaydıyağmurun dolu dizgin yağışına pek bi memnun olacaktım...
Ama maalesef...
Üzerimde diz kapaklarına kadar ıslak bi kot, suyun etkisiyle ayağımdan kayan babetler, kolumda sırılsıklam bi çanta, elimde ıslanmış ve üzerindeki adres silinmiş bi kağıt, sırtımda beni sıcak tutmaktan uzak bir küçük mor yelek..
Hepsi tamam, hepsine eyvallah...
Peki ya o saçlarım?
Önce ıslanmış sonra kurumuş, kuruyunca kabarmış saçlarım....
Ve akmış siyah göz kalemlerim..
Korkuncum...
Beterin beteri vardır, derler..Bu durumda beterin beteri olan şey sanırım saçımın başımın ve simsiyah göz altlarımın farkına şehrin bi ucundan ötekine (tamam biraz abarttım:) gittiğimde varmış olmam...
Aslında rahat bi insanımdır da; eee bu kadar değil...
Rahatlık falan demişken aklıma geldi. Ne zamandır kitap okuyamadığımdan içim hiç rahat değildi.Bir kitap aldım elime; İnsanlık Tarihinde Büyük Yalanlar...Richard Shenkman...
Vay be! Yıllar yılı uyutmuşlar bizi.İnsanlık uyan artık!
Kleopatra'yı çok güzel bilirdiniz değil mi?Hiç de değilmiş.Sevimliymiş, akıllıymış.(Kızlar kendimizi daha iyi hissedebiliriz.Güzellik, akıllılık, güç, zenginlik gibi bütün istenilesi özellikler bi şahısta toplanmamış gördüğünüz gibi..)
Sonra Sezar ölürken ' Sen de mi Brütüs?' dememiş.Brütüs'ü oğlu zannettiğinden ' Ve sen oğlum Brütüs...' olmuş son sözleri...Al bakalım bize bunu böyle mi anlatmışlardı?
Ve bir sürü şey daha...
Bunların doğru olduğu kanısına nasıl vardın, diye sorarsanız bana, bi cevap veremem..Öyle bi kanıya vardığım da pek söylenemez.Kısacası ben bilmem, Richard'ın yalancısıyım...
Durun bi yaa, kafam karıştı iyice...Şimdi kime inanacağız biz??
Ama ben, ben sahiden...
|