24/10/2006 - VE DERKEN...
Biliyorum kelimeler beni terkedecekler sonunda...
Kedinin fareyle oynadığı gibi, oynadığım için.
Üzgünüm.
Beni affetmeli birileri.
Başlıyorum oyuna..
Beş, dört, üç , iki...
* * * * * * * * * *
Bir kaldırımın iki farklı köşesinde birbirinden çok farklı iki adam oturuyor.
Biri dilenci, diğeri dinlenici...
Dilenci çok ünlü bir ressamın ' Dile Benden Ne Dilersen.' adlı tablosunda yer almayı pek isterdi.Kazanmanın daha kolay bir yolu varsa, kesinlikle bu o olurdu zira.
Dinlenicinin öyle istekleri yoktu.Hayat kendisini çok yormuştu zaten.Küstüğü hayattan, kendisini daha fazla yormamasından başka hiçbirşey istemeyecek kadar gururluydu.Aslında böyle düşünürken bile hayattan ve kendisinden ne kadar çok şey beklediğini bilmiyordu.
Dilenci elini açarken, dinlenici gözlerini kapıyordu.
Derin bir nefes daha çekti dinlenici.Üç beş kuruş daha alabildi dilenci.
Ve tabi bir de dilenci ve dinlenicinin önünden geçen, dilencinin dilenmelerini, dinlenicinin nefeslenmelerini dinleyen dinleyiciler vardı.Çok çeşitliydi bunlar da..Kimisi duyduğunu dinlerdi.Kimisi de dinlediğini duymazdı.Dinler gibi görünmek yahut da duymamazlıktan gelmek bu dinleyicilerin vicdan sahibi olanları için zordu.
Kastettiğim vicdan; sahibini dilencinin ya da dinlenicinin istediğini yapmaya zorlayan vicdan değil.Tüm bunlar da çözüm olamaz zaten.Benim kastettiğim vicdan; sahibine bişeyler hatırlatabilen vicdan...
* * * * * * * * * *
Korkuyorum kelimeler beni terkedecekler, gel zaman git zaman.
NOT: Arkadaşlar hepinizin bayramını kutluyorum.Yaklaşık bi iki hafta daha yokum buralarda.Sizleri yeterince ziyaret edemediğim için üzgünüm.Umarım kusurum affolunuyordur içinizde bir yerlerde.
Hoşçakalın...
|