HERNEYSE

28/1/2007 - İŞTE GELDİM...

Kategori: herneyse

 Güzel bi pazar öğleniymiş, pazar öğlenlerinin güzel olduğu nerde görüldüyse..Giyinmiş, süslenmiş. Atmış kendini dışarı.Ne telefonunu ne de cüzdanını almış bu kez yanına. Bilirmiş gibi.

 Ağır ağırmış adımları. Sakin sakin. Yine de bir yerlere yetişmek ister gibi bi hali varmış.'Hiç duyulmadık bir şarkı mırıldanıyordu.' diyor görenler. Kendi uydurmuştur. Onlar bilmezler ama ben tanırım onu.

 Elleri de pantolonunun arka cebindeymiş.

 

 

Yüzü solgundu onu bulduğumuzda.Konuşamıyordu.Buz gibiydi.Etrafında insanlar vardı, tanıdık tanımadık.Kendinde olsa utanırdı bu kalabalıktan.Belki de kaçardı.

 

Elini kolunu sallaya sallaya geçmek istemiş hayatın tam ortasından.Ona göre değildi oysa. Kimseye göre değildi aslında. Ama o daha çok küçüktü.

Ve sonra bir kaza.

 

Yere uzanmıştı boylu boyuna.Rengi soluktu.Buz gibiydi teni.Kalktı. Sağa sola fırlamış parçalarını topladı.

Ve gitti.

 

Onlar bilmezler ama ben tanırım tavrını. Bir daha gelmeyecekti.

 

*       *            *              *                *             *                 *

GECİKMİŞ BİR NOT:

Arkadaşlar blogumda tamamen bi değişiklik yapmak niyetindeydim.Bu yüzden yazım bu kadar gecikti.Devamlı ziyaretlerini esirgemeyen arkadaşlara çok teşekkür ederim..

dediler ki... (9) :: ya şimdi konuş ya da sonsuza kadar sus! :: Bağlantı

17/12/2006 - PRENSESİN ÇİLESİ VE KIRMIZI BAŞLIKLI KIZIN ENTRİKALARI

Kategori: herneyse


Bir varmış, bir yokmuş.Develer deve, pireler pire velhasıl herkes kendi iken Kafdağı'nın ardında bir ülkede kral ve kızı mutlu mesut yaşarlardı.Prenses Fiona sarayda dilediğini yapardı. Partiler, kutlamalar...Ne bir üvey anne ne de bir cadı karısı...Ne savaş ne kıtlık...Kızcağız o kadar rahat o kadar rahattı ki, bu rahatlık batar olmuştu artık. Bir gün babasının karşısına çıktı ve bu rahatsızlığını anlattı.'Babacığım' dedi ' ya siz bir üvey anne getirirsiniz bu saraya ya da ben başımın çaresine bakarım. Böyle masal mı görülmüş yani, olaysız, entrikasız? Böyle giderse beyaz atlı prensim de  beni bulamayacak.'Dedi demesine ama kral dediğin bir ayağı çukurda bir ihtiyarcık, nerden bulsun şimdi kötü psikopat ruhlu bir kadın?Tüm ülkeye haber saldı sonunda biricik kızının mutluluğu için.Kimse yanaşmadı kralla evlenmeye. Millet aklını peynir ekmekle yemedi ya, hangi masalda gördünüz üvey annenin mutlu sona ulaştığını? Prenses Fiona dayanamadı, saraydan kaçtı. Ne olur ne olmaz diye de saray bahçesindeki kurbağayı yanına aldı..

    Yolculuk her ikisi için de çok sıkıcıydı.Kurbağanın ' öp beni' ısrarlarına dayanamayan Fiona onu öptü ama tahmin edersiniz ki kurbağa prense dönüşmedi.Bunun üzerine kurbağa şansını başka prenseslerde denemek için yolunu ayırdı. Prenses Fiona tek başına kalmıştı. Az ve uz, dere tepe düz gittikten sonra, sakinleri; kurt, cadı, Kırmızı Başlıklı Kız, siyah atlı prenses,büyücü Ursila ve uyuyan güzel olan bir kasabaya vardı.

    Siyah atlı prens ve prenses Fiona görürgörmez birbirlerine aşık olmuşlardı.Ancak prensin teklifini Prenses Fiona reddetti.Gerekçesi gayet açıktı; prenses bu masalın esas kızıydı ve esas oğlanın atı her masal da olduğu gibi beyaz olmalıydı, prensi sevmişti ama belli ki onun prensi değildi.

   Reddedilen prens şatosuna çekildi ve atını beyaza boyamaya başladı.

   Kırmızı başlıklı kızın ise büyük bir derdi vardı. Derdine derman olacağını umduğundan soluğu kurtun evinde aldı.

   - Kurt kardeş, büyükanneme yaptıklarını bırakalım, geçmişi unutalım.Hatta afiyet olsun, büyükannem  canına şifa olsun.Bana yardım et.....

   -Nasıl acaba kırmızı başlıklı minik sevimli altın kalpli kız?

  -Prenses Fiona' yı parçala, öldür, ye...

  -Maalesef bu mümkün değil.

  -?...

-Şey, büyükannenle yaşadığımız o feci olay ardından vejeteryan oldum.Sağlıklı bir beslenme için bol bol sebze yemeliyiz, değil mi?

   Kurtta umduğunu bulamayan kırmızı başlıklı kız cadının evine koştu.Düşündüğünüz gibi ondan da bir ricası vardı..Küçücük bir rica...

  -Cadı nine, cadı nine senin burnun neden bu kadar büyük?Üzerinde de kocaman bir ben var.

  -Cadı olduğum için olmasın?

  -Hımmm.Peki neden çenen böyle sivri?Bir de siyah acayip bir şapkan var.

   -Cadı olduğum için galiba..

   -Hımm, hönk.Peki şu köşedeki kazan, sonra şu iksirler, otlar falan niçin var?

  - Cadı olduğum için..

  -Eeee, ne duruyorsun?

  -Ne yapayım?

   -Büyü yapsana..Prenses Fiona' ya.Onu kurbağaya çevir.Yok yok fareye...Fare kulaklı kurbağa da olabilir..Hadi hadi iyisin, tercihi sana bırakıyorum.Onu neye çevirirsen çevir ama prensten benden uzak tutu.Saadetimize, kurulacak yuvamıza kimse mani olamaz!

  -Üzgünüm ama ben tövbeliyim..En son uyuyan güzeli yüzyıllık bir uykuya soktum, şimdi ne büyüyü bozabiliyorum ne de bir prens öpüp de zavallıcığı uyandırıyor. İçimi acıtıyor onun bu hali..

  -Cadı nine keşke tercih hakkın olsaydı.Ama maalesef biri bu masalın kötü karakter eksiğini kapatmak zorunda. Kendim için istiyorsam namerdim, herşey masal için...

  Kırmızı başlıklı kız sonunda cadı nineyi ikna etti.Cadı nine prenses Fiona' ya kıyamadı onu Zümrüdüanka'ya çevirmekle yetindi.

  Böylece bu masal da mutlu sonla bitmedi...

  Yani bazıları için...

 

KRAL: Gökten üç elma düştü.Biri de kralın başına..Beyninde oluşan hasar sonucu kaldırıldığı hastane de hayatını yitirdi...

KURT: Hayatının sonuna kadar gerçek bir otçul oldu...Ancak yine de kimseye yaranamadı.Ekolojik dengeyi bozdu, beslenme zincirini mahvetti..

PRENS:  Kırmızı başlıklı kızla evlendi.Yedi çocuğu oldu.Ancak mutlu olduğu söylenemez. İyi bir avukat bulur bulmaz boşanma davası açacağı söyleniyor.

KIRMIZI BAŞLIKLI KIZ:Prensle evlendi. Uzun zaman çocukları olmadı.Büyücü Ursila' nın yardımı ile yedi çocuğa kavuştu; yedi cüceler...

KURBAĞA:Hakkında çeşitli rivayetler var.En yaygın olanı bir Çin sarayında prensesin düğün töreninde, beşamel soslu kurbağa bacağı olarak sofrayı süslediği...

 

CADI:Yemini bir kez bozunca arkası da geldi.Masaldan masala koştu, ününe ün kattı...

BÜYÜCÜ URSİLA:En son deniz kızının sesini alan büyücünün barlarda ses sanatçılığı yaptığı söylenmekte..Kırmızı başlıklı kızdan da ücret olarak meşhur kırmızı başlığını almıştı...

UYUYAN GÜZEL:Halen uyuyor...Prensini bulamadı.Buldu deseler de inanmayın yok öyle birşey...

PRENSES FİONA:Zümrüdüanka olarak yandı, kül oldu.Küllerinden tekrar tekrar can buldu...Böylece sürdü, gitti...

 


 

dediler ki... (8) :: ya şimdi konuş ya da sonsuza kadar sus! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

ama ben, ben sahiden , ben herneysem işte

Bu blogu fark ettiğinizde fark etmenizle fark etmemeniz arasında hiç birşey fark etmediğini fark edeceksiniz....
  • Son Yorumlar


    Bağlantılar

    Ana Sayfa
    herneysem
    ne var ne yok
    e-posta

    Kategoriler

    Arkadaşlarım

    kutu
    dewe
    minerva
    mitalca31
    bereket
    woswos
    offff
    mutlusuz
    maviiyelken
    dusdamlasi
    yakamoz37
    neredeyim
    prewar
    deryaaaa
    mizahhh
    beyazatliprens
    kucukkurbaa
    zeyna143
    istiyorsan
    mnz
    toliveistodie
    yolunsonu
    muhalefetim
    muratbey
    sonkalem
    tulipanigra